ERDOĞAN BM GENEL KURULUNDA KONUŞTU
Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, Birleşmiş Milletler Genel Kurulunda, Kıbrıs konusuna değinerek ''Hedefimiz; varılacak çözümü en geç 2010 yılı bahar aylarında referanduma götürmek olmalıdır'' dedi.
Başbakan Erdoğan, ''Ancak 2004 yılında olduğu gibi, Rum uzlaşmazlığı yüzünden yine çözüm bulunamadığı takdirde, Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti'nin uluslararası alandaki statüsünün normalleştirilmesi artık ertelenemeyecek bir zorunluluk haline gelecektir. Bu nedenle, müzakerelerin ilanihaye devam edemeyeceğinin, mevcut fırsat penceresinin sonsuza kadar açık kalamayacağının idrak edilmesi ve sürecin başarısı için çaba sarf edilmesi gereklidir'' diye konuştu.
''Son dönemde hız kazanan, komşumuz Ermenistan'la ilişkilerimizi normalleştirmeye yönelik gayretlerimiz de meyvelerini vermeye başlamıştır'' diyen Erdoğan, şöyle devam etti:
''Bizi ve bütün dünyayı yakından ilgilendiren konuların başında, Irak'ın, toprak bütünlüğü, siyasi birliği ve iç barışı geliyor. Irak'ta tüm kesimleri kapsayan siyasi diyalog sürecinin devamına ve ulusal uzlaşının tesisine büyük önem atfediyoruz. Irak bağlamında vurgulamak istediğim diğer bir konu da gerek terörizmle mücadele, gerek ikili ilişkiler için önem arz eden Stratejik Diyalog Mekanizması'dır. Bu sürecin de geliştirilerek sürdürülmesine desteğimiz tamdır.''
Türkiye olarak üzerinde hassasiyetle durdukları diğer bir bölgesel meselenin de Filistin-İsrail ihtilafı olduğunu vurgulayan Başbakan Erdoğan, ''Filistin sorunu, sadece bir tarafın talepleri esas alınarak çözülemez. İsrail'in güvenliği kadar Filistinlilerin güvenliği de önemlidir. İsrail'in istikrar talebi kadar Filistin halkının özgürlük ve barış talebi de meşrudur'' şeklinde konuştu.
Bölge ve dünya barışının önündeki en büyük engellerden biri olan Filistin sorununun çözümünün, ancak herkese adil ve eşit muamele edilmesi halinde mümkün olacağını ifade eden Erdoğan, ''Biz, Türkiye olarak, Gazze'deki insani durumla ilgili vahim tabloya göz yumulamayacağını her vesileyle vurguladık, vurgulamaya da devam ediyoruz'' dedi.
Başbakan Erdoğan, şunları söyledi:
''Komşumuz İran'ın, uluslararası toplumu uzun zamandır meşgul eden nükleer programı üzerindeki anlaşmazlığın, diyalog yoluyla çözümlenmesi taraftarıyız. Türkiye, tüm ülkelerin barışçıl nükleer enerjiden yararlanma hakkına sahip olduğunu savunur. Diğer taraftan, nükleer silahların yayılmasının dünya barışını tehdit eden bir gelişme olduğun hatırlatarak, herkesi sorumlu davranmaya çağırıyoruz. Kuzey Kore'nin Mayıs ayında yaptığı nükleer denemeyle ilgili 1874 sayılı Güvenlik Konseyi Kararını da bu anlayışla destekledik.''
KİTLE İMHA SİLAHI İLAVE GÜVENLİK SAĞLAMAZ
Başbakan Erdoğan, BM Güvenlik Konseyi'nin liderler düzeyindeki zirvesinde yaptığı konuşmada, "Biz, kitle imha silahlarına sahip olmanın bu çağda hiçbir ülkeye ilave güvenlik sağlamadığı görüşündeyiz" dedi.
Erdoğan, "Bilakis bu silahlar bölgesel güvenlik ve istikrara zarar veriyor, bu nedenle Türkiye özellikle Orta Doğu'da olmak üzere kitle imha silahlarından arındırılmış bölgeler tesisine yönelik bütün ciddi adımlara önem atfetmekte ve desteklemektedir" diye konuştu.
"Nükleer teknolojiye duyulan itimadın, emniyet önlemlerinin kuvvet ve güvenirliği birebir irtibatta olduğundan kuşku yoktur" diyen Erdoğan, şunları kaydetti:
"Nükleer emniyet seviyesinin dünya genelinde arttırılması ve idamesi de kuşkusuz önem taşıyor. Diğer yandan nükleer terörizm ve nükleer maddelerin yasa dışı ticareti de küresel bir ortak taahhütle karşı konulması gereken ciddi bir güvenlik tehdididir. Bu çerçevede, mevcut BM ve Uluslararası Atom Enerjisi Ajansı Sözleşmeleri'nden ve ilgili çok taraflı enstrümanlardan da yararlanmak suretiyle kapsamlı bir yaklaşım benimsemeliyiz. 1540 Sayılı BM Güvenlik Konseyi Kararı ve onun etkin biçimde uygulanması da bu nedenle büyük önem taşımaktadır. Ben bu vesileyle oylayacağımız karar tasarısını bu anlayışla destekliyoruz." |